Uluslarararası İlişkiler Bölümü 2002 mezunu ve Avea Marka Yönetim Uzmanı Göker Nanecik’le konuştuk...
İKÜBülten: Göker Nanecik kimdir, nelerden hoşlanır?
Göker Nanecik: Kişinin kendini anlatması zordur ama kısaca anlatmam gerekirse mükemmeliyetçi, hedefleri olan, hırslı (pozitif hırsı kastediyorum), başarı odaklı, değerlerine bağlı, hem profesyonel iş dünyası hem akademik alanda kendini geliştirme amacında olan biriyim.
İKÜBülten: Niçin mezun olduğunuz bölümden bu kadar farklı bir alan seçtiniz?
GN: 3 yıla varan medya şirketi tecrübem ve halen profesyonel kariyer yaşamımı sürdürmekte olduğum alan yani Marka Yönetimi ve Reklam bilindiği gibi İşletme, Pazarlama ve İletişim alanlarının alt dallarından, yani uluslararası ilişkiler ile çok ilgili değil gibi görünüyor. Oysaki derinlemesine bakıldığında gerek medya gerekse iletişim ve reklam konuları ile uluslararası ilişkiler alanı arasında yakın bir ilişki olduğu görülecektir. Bugün artık Türk medyası bile uluslararası bir şekil almaktadır. Keza, reklam ve iletişim sektörü de aynıdır. Uluslararası ilişkiler, siyaset ve buna benzer alanların, iletişim, reklam ve medya ile oldukça iç içe geçen hatta ortak paydaları hiç de az sayıda değildir. Bununla beraber, profesyonel iş dünyasına baktığımızda kişilerin çoğunlukla üniversitede eğitimini aldıkları ve mezun oldukları alandan farklı bir alanda çalıştıklarını görmekteyiz. Örneğin felsefe bölümünü bitirmiş olup halkla ilişkiler alanında, İletişim Fakültesi mezunu olup bankacılık konusunda hatta matematik mezunu olup marka yönetimi ve reklamcılık alanında çalışan kişiler tanıyorum. Üstelik de alanlarında çok başarılılar. Üniversitenin özellikle son 2 yılında derslerimi aksatmadan part-time olarak çalışma tecrübesi edinmem, ilgi alanlarımı, kendimi ve gerçekten en başarılı ve aynı zamanda da en mutlu olacağım alanı tanımamda, yani kariyerimi hangi alanda devam ettirmemi seçmeme oldukça yardımcı oldu.
İKÜBülten: Sektörde Uluslararası İlişkiler eğitiminin size getirdiği avantajları anlatır mısınız? Aldığınız eğitimin dezavantajları oldu mu?
GN: Uluslararası İlişkiler mezunları artık pek çok şirkette pek çok farklı alanda çalışıyor ve oldukça da başarılı oluyorlar. Üniversite yıllarındayken saygıdeğer hocam Doç. Dr. Ülkü Demirdöğen’in “Uluslararası İlişkiler disiplinlerarası bir bölümdür” tanımlaması, hem genel anlamda ve hem de vermiş olduğum örnekler açısından oldukça geçerlidir. Bence Uluslararası İlişkiler eğitimi, çok farklı disiplinlerden farklı dersler alınmasıyla kişiye farklı bakış açılarını ve analitik düşünme gücünü ve bir tür görüş zenginliğini kazandırıyor. Kazanılan bu zengin bakış açıları ve analitik düşünme gücü de kişinin profesyonel iş yaşamına girdiğinde farklı alanlarda ve farklı becerileri bir arada kullanmayı gerektiren işlerde başarılı olmasını sağlıyor. Uluslararası İlişkiler bölümü mezunlarının özellikle de okul bitince özel sektörde kariyer yapmak isteyenlerinin –hangi okuldan mezun olursa olsun- çoğunlukla şöyle bir kaygısı vardır: “Güzel ve kaliteli bir eğitim aldım ama işletmeci de değilim, iletişimci de, avukat da çıkmadım, mühendis de, ben şimdi hangi alanın uzmanıyım ve hangi konuda ilerlemeliyim…” Ben edindiğim 5 yıllık profesyonel iş tecrübemde bu kaygının oldukça yersiz olduğunu gördüm. Çünkü iş kişinin ne istediğini bilmesinde, çaba göstermesinde ve kendini ilerlemek istediği alanda daha donanımlı hale getirmesinde bitiyor. Ayrıca, özellikle kendi çalıştığım iletişim, marka yönetimi ve reklam alanında uluslararası ilişkiler mezunu kişi sayısı çok fazla. Kısacası bu bölümün mezunu olmanın dezavantajdan çok avantajını yaşadım diyebilirim.
İKÜBülten: Pazarlamada sizce en zor bölüm hangisidir?
GN: Bu soruyu, 5 yıllık profesyonel iş tecrübemde edinmiş olduğum birikime ve yaptığım gözlemlere dayalı olarak cevaplarsam, aslında pazarlamanın tüm alt dallarının (marka yönetimi, pazarlama iletişimi, segment yönetimi, ürün yönetimi vs…) zorluktan çok keyifli ve değer katıcı olduğunu söylemeliyim. Çünkü pazarlama departmanları şirketlerin can damarı olup, buralarda edinilecek tecrübe kişiye çok şey katmaktadır.
İKÜBülten: Mezun olup iş aramaya başladığınızda İstanbul Kültür Üniversitesi mezunu olmak size neler kazandırdı?
GN: İstanbul Kültür Üniversitesi’nde almış olduğum uluslararası ilişkiler eğitiminde aynı anda pek çok farklı alanda ve geniş bir yelpazede çeşitlenen dersleri almak bana geniş bir analitik düşünme gücü ve farklı ve zengin bakış açıları kazandırdı. Belli bir uzmanlık alanına ek olarak genel kültür olarak tanımlayabileceğimiz konularda da önemli bir bilgi birikimi edinmemi sağladı. Tüm bunlara ek olarak şahsi fikrimce okulumuz oldukça nitelikli ve içi dolu bir İngilizce eğitimi vermekte. İstanbul Kültür Üniversitesi mezunu olarak, oldukça iyi bir İngilizce, bilgi ve iletişim teknolojileri becerisi ve kaliteli ve içi dolu bir eğitim aldığımı düşünmekteyim ve mezun olduktan sonra üstelik de hemen okul biter bitmez istediğim işe kolaylıkla girebilmiş olmamda İstanbul Kültür Üniversitesi’nde eğitim alma şansına erişmiş olmamın çok büyük katkısı olduğunu belirtmek isterim.
İKÜBülten: Uluslararası bir şirkette çalışıyorsunuz. Yabancı çalışma arakadaşlarınızın Türkiye’deki çalışma hayatı için yorumları neler?
GN: Çalıştığım şirkette başta İtalya olmak üzere pek çok farklı ülke ve kültüre mensup kişilerle bir arada çalışmaktayız. Bu kişiler Türkiye çalışma hayatını tabii ki bizler kadar tanımıyor fakat Türkleri, Türk kültürünü, değerlerimizi ve bir yandan da İstanbul’u çok beğeniyorlar. Bizim kültürümüzü, değerlerimizi, Atatürk’ü ve tarihimizi araştırmaları, bu konulara ilgi ve beğeni duymaları beni çok mutlu ediyor ve elimden geldiği kadar bu konularda onları bilgilendirmeye çalışıyorum.
İKÜBülten: Üniversite hayatınızla ilgili anlatabileceğiniz komik bir hatıranız var mı?
GN: Komik olmasa dahi benim için çok ilginç bir anımı anlatmak isterim. 4. sınıftayken saygıdeğer hocamız Yard. Doç. Dr. Mesut Eren’in dersinde IncoTerms konusunu işliyorduk. FOB, CIF gibi uluslararası taşımacılık terimlerini öğreniyorduk ve bir sınıf arkadaşım da sürekli olarak aman bunlar neye yarayacak ki diye söyleniyordu, birkaç ay sonra bahsettiğim arkadaşımla girdiğimiz bir Management Trainee sınavında genel kültür bölümünde 2 soru tamamen bu konuyla ilgili olarak karşımıza çıktığında çok şaşırmıştık. 1 sorunun bile puan olarak sizi belki 100 kişinin önüne geçirecek önem taşıdığı bu tür bir sınavda karşılaştığımız bu 2 soru arkadaşım için kötü benim için iyi bir anı oldu...